Kayıtlar

GÜRSEL TEKİN'İN GAFLAŞTIRILAN SÖZLERİ

Birgül Ayman Güler, Süleyman Soylu gibi bazı milletvekillerinin sözleri üzerinden linç edildiği haftalardayız. Bu sözler çok tartışıldı. Bu sözlerin arkasındaki zihniyeti sorgulamak; makul şekilde yapıldığında anlamlı da. Ancak ben CHP İstanbul milletvekili Gürsel Tekin'in bir TV programında ettiği sözlerin medya tarafından haberleştirilmesini mercek altına alacağım. Siyasetçilerin konuk olduğu televizyon programları ve özel röportajlardaki açıklamalarını haberleştirme sürecinde, gazeteler haberi adeta yeniden üretiyor. Ve her yeniden üretmede olduğu gibi açıklamalar çarpıtılıyor. Bu çarpıtma, çoğu zaman konuşmaların öncesi ve sonrasının karartılması suretiyle oluyor. TRT TÜRK'te yayınlanan “Görüş Farkı” programında, ‘’Kemal Kılıçdaroğlunu nasıl devirebilriz diye organizasyonlar yapılıyor mu, ne dersiniz’’ şeklinde sorulan soruya; Gürsel Tekin’in cevabı, pek çok gazetede “olay açıklama” olarak haberleşti. Tekin bu soruya, ‘yarın kurultay var, 81 il başkanı genel başkan...

SAMİ AL HAJJ-UMUDUN DEVİREMEYECEĞİ DAĞ YOKTUR

Resim
SEN DOĞRU DUR, EĞRİ KENDİNİ BELLİ EDER... TERÖRİST DEĞİL GAZETECİ... Sudan'lı gazeteci Sami Al Hajj,  15 Aralık 2001'de  Al Jazeera için Afganistan operasyonunu izlemek üzere Pakistanda yasal vize ile bulunurken; Pakistan güçlerince tutuklanıyor ve sorgulanmak üzere ABD lilere veriliyor.  Al Kaide bağlantısı iddiası ile Afganistan'a giriş yapmaya çalışmak ile suçlanıyor. Düşman askeri olmak ile suçlanıyor. Çeşitli teoriler var.  Birincisi, Al Jazeera'nın, o dönem El Kaide videolarına sık yer vermesi nedeni ile Al Kaide bağlantılı olduğu iddialarını itiraf ettirecek bir kurban arayışı... Ancak bu kadar basit bir komplo olmayadabilir. ABD haklı da olabilir... Çünkü bu arada 2001 Kasım ayında Al Jazeera'nin Kabil bürosunun vurulduğunu hatırlatalım. Büroda Ladin  ile son röportaj yaptığı için aranan kişi Kabil büro şefi. Ve adı Sami. Pakistana gitmesi halinde tutuklanması talebi var ABD makamlarının.  Ka...

ULUDERE TELAFİSİ, SON ŞANS VE MEDYA

             Akşam Gazetesi manşetine bakıyorum. “ Uludere Devlet ile Barıştı” diyor. Bu kanaate varmak için   bazı olguları  veriyor haberin içindeki bilgiler. Ama o olgulara rağmen bu tespit, yüreği yananların iyileşme sürecinin; siyasi bir duruş adına, kurban edilip malzeme olması gibi duruyor. İşe tabii ki yatıştırıcı açıdan bakılabilir, hep öfkeleri canlı tutmak gerekmez. Ama kafamızda bazı sorular varken bu bakış açısının rağbet görmesi beklenmesin. Aslında hükümetin, olaydan sonra siyasi mevzi kaybını önlemek adına; Zeynep Tanbay’ın ifadesi ile ‘bir takım acayiplikler’ yapmasını siyasetin doğasına verebiliriz.  (Kürtaj benzetmesi falan...)  Oysa taa başından,   -hiçbir spekülasyona yer vermeyecek şekilde-   bir cinayet davasına bakar gibi, işin   üzerine gidilebilmeliydi. Komisyon, raporu açıklamak için gereken son toplantıyı gerçekleştirmeyerek; sürekli tarihi ertlemekle ...

GÖZE SİYAH BANT, İNCE MİZAH VE SANSÜR

NTV ekranlarında; genel yayın politikasında idari bir rolü olmayan, ancak kendi programı süresi içinde birşey ortaya koyma imkanına sahip, kuruma 17 yılını vermiş, bir konuğu, Leyla Zana’yı programa alma tartışması sonucunda işini kaybetmiş bir sunucu, Uludere konusunda adalet isteyen duruşu ile takdir toplamış, Emret Komutanım çıkışındaki cesareti ile haklı olarak bir gazeteci olarak cevap beklerken karşılığında işsiz kalmış, dolayısı ile sorduğu soruların haklılığı izlenimini teyid etmeyi başarmış,   dış basın ile bağlantılarını kullanmakta mahir, yeni nesil bir yazar, Ahmet Şık’ın meşhur İmamın Ordusu kitabının kopyasına sahip olması, Radikal Gazetesine baskın   ve kitabın nüshalarının silinmesi konularındaki rolü yılan hikayesine dönmüş, ‘evde değilim gazeteye gelin’ dediği için tuzakçılık ile suçlanmış,   geçmişte yargılamalar ile defalarca yüzleşmiş, daha önce benzer şeyler yaşamış bugünün sağ islami medyasının da desteği ile eylemci geçmişi yerli yersiz...

CNN SPİKERİNDEN PARTİ REKLAMI İTİRAZI

CNN 'de kendi haber show parogramını yapan sunucu Erin Burnett, Cumhuriyetçi Ulusal Komitenin, kendi showundan bir bölümün, bir WEB reklamında kullanmasını protesto ediyor. Reklamda Başkan Obama ve yönetimi, kadınlar ile savaşta olmak ile suçlanıyor. Bunun dayanağı ise komedyen Bill Maher'den bağış kabul etmiş olması. Videoda kullanılan görüntüler,Burnett'in Obamanın reklam stratejisti David Axelrod'un Maher'i savunduğu bir röportajından alınmış. Ve Burnett burada 'toplumun tanıdığı bir kadın figürü olarak, eğer bana birisi cinsiyetçi bir kelime etseydi' derken görülüyor. Bu sözlerinden sonra Burnett'in videosu kesilyor ve bir dış ses, Obama yönetimini erkekler klübü olarak tanımlayan bir metni okuyor. Aslında Burnett'in videosundaki soru, Maher'in bir standupında, eski başkan adaylarından Sarah Palin hakkında yaptığı yoruma yönelikti. Cumhuriyetçilerin videosunda yer aldığını gören Burnett ise, kendisinin dahil eidlmesinden başlangıçta et...

CAN ATAKLI'DAN YERİNDE ANALİZLER

ŞEMDİNLİ VE PKK'NIN NİYETİ Can Ataklı tartışılan iki konuya dair yerinde analizler yapıyor. Tarafsız ve siyasi olmaktan uzak bu görüşleri paylaşmak istedim. İlk konu PKK'nın son eylemleri ve BDP'nin ileride Türkiye siyaset sahnesindeki konumuna dair öngörüleri toparlıyor. Başbakanın olası adımlarını ve tutumunu yazmış Ataklı. PKK nın, kendilerini, Kürt halkının temsilcisi olarak ifade eden seçilmiş BDP li vekillere yönelik bir provokasyonu tetiklemenin peşinde olduğunu, vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve ardından gelecek ceza süreci hayali ile Türkiye'de demokratikleşme taleplerinin seslendirilmesine zemin arandığını aktarıyor. Vekiller PKK lılar ile kucaklaştı diye, sosyal medyada  'ceza gelsin'  çığlıkları atanların okuması gereken bir yazı. İkinci konu ise Enis Berberoğlu'nun haberine yönelik. Dün yani Pazartesi akşamı, Berberoğlu'nun Şemdinli çalışmasını Habertürk'te Cengiz Çandar, Fehmi Koru ve Ruşen Çakır da eleştiriyordu....

SINIFLARDA ZİKİR VE ÇARPITMALARDAN SEÇMELER

Sınıflardan zikir sesi yükselecek denilince, tüyleri diken diken olmuştur Zafer Mutlu' nun mesela. Ama ben bu sefer 'bu birilerinin en doğal hakkı' falan diye girmeyeceğim konuya kamuda türban vs gibi. Ders vermeye kalkmayacağım. Çünkü eğer böyle bir durum olsaydı, bunu savunur muyduk kınar mıydık şu anda tartışmanın anlamı dahi yok. Çünkü böyle bir durum yok. Buna göre bu konuda olsa olsa habercilik dersi verilebilir. Yılların Cumhuriyeti, duruşuna uygun tepki geliştirmesin demiyoruz ama olmamış ve olmasını öngörmenin oldukça zor olduğu mevzularda çarpıtmalara devam etmesi eminim pekçok Cumhuriyet aşığını yaralamıştır. Acaba? Yoksa 'böyle bişey yokmuş oh' demek yerine, böyle bişey varmış oh, buradan yürüyelim de tantana çıkarılım diyenler mi çoğunluktadır Cumhuriyet okurları arasında o da ayrı konu. Ama hep söylüyorum ben Cumhuriyet'ten gerçekten kaygılanılacak şeyleri doğru mesnetler ile okumak umudunu taşıyorum. Bir de Cumhuriyet okumadan ülkeni...