Kayıtlar

TPP'ye Amerikan protestosu

Sizlere geçtiğimiz aylarda TPP (Trans Pasifik Partnership) olarak kısaltılan ve 12 ülkeyi kapsayan transatlantik anlaşmasına dair Berlin'deki protestoyu yazmıştım. Berlin'de, küçük esnafı ve çiftçiyi baltalayacağı ve ABD'den hormonlu tarım ve hayvancılık ürünlerinin ithalini de beraberinde getireceği gerekçeleriyle büyük bir protesto vardı.  Büyük üreticilerin politika yapıcıları satın aldığı haykırılmıştı . Politikacıların, "büyüklerin" değil halkların çıkarını korumaları gerektiği de... En azından sağlığa zararlı olduklarına inandıkları ürünlerin pazara girmesine izin verilince, yasa mecburiyetiyle de olsa doğru şekilde üretim yapan Avrupalı çiftçinin, fiyat rekabetine dayanamayacağı aktarılmıştı. TPP aşama aşama ilerlemekte. Avrupa'nın gerekçelerinin yanında ABD'de de TPP'ye karşı çıkanlar var. Buradaki gerekçe daha ziyade ekonomik.  İşçi liderleri TPP'nin ABD'de işsizlik rakamlarını arttıracağına inanıyorlar. 1994'de hayata geçen NAFTA ...

Din baskısı ve Türkiye...

ABD basını, parlamenterlerin açıklamaları ve de dünya gündemi nedeniyle islami örgütleri konuşuyor.  Nijerya'da müslüman savaşçıların çocuk ve kadınları kaçırdıkları, soygun yaptıkları, hristiyan kasabalara saldırdıkları aktarılıyor. Kanallar, Boko Haram'ın islami halifeliği başlattıklarını deklare eden videolarını yayınlıyorlar. Allahu Ekber sesleri ile yaşanan katliamlar ve hristiyan Nijeryalılara yönelik nefret suçları anlatılıyor.  Tanıklar, kendilerine islama geçmeleri çağrısı yapıldığını, kadınlar isim değiştirerek örtünmeye çağrıldıklarını aktarıyorlar... Kiliselere yakın kanallar Bush'un islam için kullandığı 'religion of peace' ifadesi ile alay ediyor. İslam'ın tam da Kuran'da ve Peygamberin söylediği şekli ile itaat ve savaş dini olduğunun altı çiziliyor.  **** Türkiye'de islami bir hükümetin bulunduğu ve ISIS'in yükselişi birlikte anılıyor. Dünyadan İngiltere dahil ISIS'e katılım artarken sadece Türkiye üzerinden geçiş olduğunu vurgula...

TTIP ve AB-ABD ticaretinde kaygılar

Demokrasilerde protestolar son derece önemli. Barışçıl protestolar elbette. Halkların taleplerinin, siyasiler aracılığıyla, global devlerce dikkate alınma ihtimali ile demokrasi paralel gidiyor. Avrupa'nın faklı ülkelerinden gelen tarımcılar ve tüketici hakları aktivistleri, TTIP (Transatlantik Trade and Investment Partnership) olarak bilinen Transatlantik Ticaret ve Yatırım ortaklığı projesini, 17 Aralık'ta Berlin'de protesto etti. Avrupa ile Amerika arasında sözkonusu anlaşmalar, genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri ile onaylanmayan tarım teknoloji ürünlerinin dolaşımını da kapsıyor.  'We are Fed Up' mottosu ile 5.si düzenlenen protestoda bu yıl, Amerikan tarım pratiğinden gelen ürünlerin ithalatının artmasına odaklanıldı. Geneteği değiştirilmiş ürünlerden sonra ise, hayvanlara sık antibiyotik enjekte edilmesi ve kimyasal tedavilerin, Amerikan tarımcılığında sık görüldüğüne inanılıyor. 120 organizasyonun katıldığı protestoya, düzenleyenlere göre 50bin, polise gör...

İfade özgürlüğü ve tehditler...

Vox, Fransız Dergi Charlie Hebdo'da yayınlanan ve müslümanlarca rahatsız edici bulunan karikatürleri yayınladı.  Milyonlarca müslüman takipçileri olduğu için, aynı Cumhuriyet gazetesi gibi, uzun müzakereler ile, riskleri tartarak yayınlamaya karar vermişler. Vox, Peygamber Muhammed'e yönelik karikatür yayınlarından dolayı müslümanlardan şiddet içeren tehdit almadıklarını açıkladı. İslam karşıtlığı artmışken bu cesur bir açıklama.  ****  Zira islamafobiyi de eleştirdikleri için müslüman olmayanlardan çokça tehdit almışlar. Bu tehditleri de açıklayarak ikinci bir risk aldılar. 'Bütün müslümanlara ölüm' diyen maillerden tutun da  çeşitlli küfürlere kadar pekçok mail iletilmiş.  Şimdi, buradan 'müslümanlar iyi ve şiddetten uzak' genellemesi yapmayacağım. 17 kişinin öldürülmesi gerçeği ortada. İslam'ın şiddete bakışının farklı yorumları ve bireyin, inancı ile nefsi arasında kalarak hareket etme olasılığı gibi, felsefi konuların yeri burası değil. **** Burdan anla...

Türkiye ve mülteciler...

26 yaşındaki Sohrab Barati İstanbul'da yaşayan bir Afgan göçmen. Zeytinburnu'nda oturuyor. Tekstil sektöründe çalışıyor. Muhtemelen asgari ücretle. Belki altında... Boş zamanlarında hastaneler veya emniyet için tercümanlık yapıyor. Türkiye'de göçmen olarak bulunmanın zorluklarını, buraya ümitli gelenlerin düş kırıklıklarını aktaran bir röportaj vermiş Ali Latifi'ye.  **** Bazı okurlarım 'yabancı basından örnek vermeyin' dedikçe ben bu konuları buluyorum ısrarla. Röportaj pekçok yabancı yayın organında yer aldı. Ben yine LA Times'dan okudum ... Konu daha önce Al Jazeera Türkiye'nin web sitesinde de farklı isimler üzerinden ele alınmıştı. **** Afganlar Türkiye'de bulunurken Batı'dan mülteci statüsü bekliyor. Toplam sayıları 14bin dolayında. Sohrab onlardan sadece biri...  Bekleyişleri sürerken hayatta kalmak durumundalar. Karınlarını doyurmanın ve günü geçirmenin dışında orta standartta bir yaşama ulaşacaklarına inanmıyorlar Türkiye'de. Durum d...

Hediye kabul etme ve pozisyon...

Hediye vermeyi sevebilirsiniz. İşimizi kolaylaştıran, bunu yaparken adaletsizliğe yol açmayan, güleryüz gösteren insanlara hediye vermek isteyebiliriz. Bu çikolata da olabilir, bir anahtarlık da olabilir veya farklı birşey de. Bunları alırken ve verirken çekinecek bişey yok.  Kamuda veya özelde bireylere hediye sunarken ve kabulde sıkıntı nerede başlar? Yasal olarak belirtilmiş bir üst rakam değeri sınır olmalı. **** Los Angeles Times'dan bir haber dikkatimi çekti. Su işleri yetkilisine,  bir firmadan kabul ettiği hediyelerin toplam değerinin on katı cezaya hüküm verilmiş. Eyaletin hediye kabulünde üst limit 250$.  Belediyeye bağlı iştirak kurumunda üst düzey bir isim olan  Arthur Aguila r, belirli periyotta toplamda 3495$ değerinde 31 ayrı hediye aldığı için 30.000$ ödeyecek. Aldığı hediyelerin neredeyse on katı. 2009 Ocak'tan 2012 Ekim'e kadar aldığı hediyelerin değeri 3495$. Haksız zenginleşmeye sebep olacak bir rakam veya gelir sözkonusu değil.  Ancak politi...

Özdilek ve kadının özgürlüğü...

Özdilek AVM 2015 için hazırladığı takvimde bir çocuk tarafından çizilmiş bir resme yer verdi. Bu resimde arka safta parmaklıklar ardında kalmış çarşafla örtünmüş kadınlar yer almakta. Aslında şu anki çarşaflı kadınlar hedeflenerek resmedilmiş gibi durmuyor. Zira bu kadınların önünde kırmızı renk ve üzerinde beyaz ayyıldız bulunan bir elbiseyle başka bir kız resmedilmiş. Bu elbise Cumhuriyetin sembolü olan bayrak ile çizilerek, kadınların bu dönemde elde ettikleri haklar ile özgürleşmelerini gösteriyor. Sarışın ve elbiseli kız ile özgür kadını resmetmek bir çocuğun ailesinden veye Kemalist eğitim sisteminden aldığı eğitim ile ilgili bilinçaltını ve algısını göstermekte. Cumhuriyet öncesi dönemlerde ve hala, dinin ve inancın, insanın iradesi ile kabul ettiği bir öğreti olduğunu görmezden gelen çevrelerde, kadına baskı ile örtünme zorunluluğu getirildiği bir gerçek.  Bununla birlikte düne kadar Kemalist laik sistemde iradesi ile örtünen kadına da yasaklar getirildiğini hatırlatmalı. B...