Kayıtlar

TTIP ve AB-ABD ticaretinde kaygılar

Demokrasilerde protestolar son derece önemli. Barışçıl protestolar elbette. Halkların taleplerinin, siyasiler aracılığıyla, global devlerce dikkate alınma ihtimali ile demokrasi paralel gidiyor. Avrupa'nın faklı ülkelerinden gelen tarımcılar ve tüketici hakları aktivistleri, TTIP (Transatlantik Trade and Investment Partnership) olarak bilinen Transatlantik Ticaret ve Yatırım ortaklığı projesini, 17 Aralık'ta Berlin'de protesto etti. Avrupa ile Amerika arasında sözkonusu anlaşmalar, genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri ile onaylanmayan tarım teknoloji ürünlerinin dolaşımını da kapsıyor.  'We are Fed Up' mottosu ile 5.si düzenlenen protestoda bu yıl, Amerikan tarım pratiğinden gelen ürünlerin ithalatının artmasına odaklanıldı. Geneteği değiştirilmiş ürünlerden sonra ise, hayvanlara sık antibiyotik enjekte edilmesi ve kimyasal tedavilerin, Amerikan tarımcılığında sık görüldüğüne inanılıyor. 120 organizasyonun katıldığı protestoya, düzenleyenlere göre 50bin, polise gör...

İfade özgürlüğü ve tehditler...

Vox, Fransız Dergi Charlie Hebdo'da yayınlanan ve müslümanlarca rahatsız edici bulunan karikatürleri yayınladı.  Milyonlarca müslüman takipçileri olduğu için, aynı Cumhuriyet gazetesi gibi, uzun müzakereler ile, riskleri tartarak yayınlamaya karar vermişler. Vox, Peygamber Muhammed'e yönelik karikatür yayınlarından dolayı müslümanlardan şiddet içeren tehdit almadıklarını açıkladı. İslam karşıtlığı artmışken bu cesur bir açıklama.  ****  Zira islamafobiyi de eleştirdikleri için müslüman olmayanlardan çokça tehdit almışlar. Bu tehditleri de açıklayarak ikinci bir risk aldılar. 'Bütün müslümanlara ölüm' diyen maillerden tutun da  çeşitlli küfürlere kadar pekçok mail iletilmiş.  Şimdi, buradan 'müslümanlar iyi ve şiddetten uzak' genellemesi yapmayacağım. 17 kişinin öldürülmesi gerçeği ortada. İslam'ın şiddete bakışının farklı yorumları ve bireyin, inancı ile nefsi arasında kalarak hareket etme olasılığı gibi, felsefi konuların yeri burası değil. **** Burdan anla...

Türkiye ve mülteciler...

26 yaşındaki Sohrab Barati İstanbul'da yaşayan bir Afgan göçmen. Zeytinburnu'nda oturuyor. Tekstil sektöründe çalışıyor. Muhtemelen asgari ücretle. Belki altında... Boş zamanlarında hastaneler veya emniyet için tercümanlık yapıyor. Türkiye'de göçmen olarak bulunmanın zorluklarını, buraya ümitli gelenlerin düş kırıklıklarını aktaran bir röportaj vermiş Ali Latifi'ye.  **** Bazı okurlarım 'yabancı basından örnek vermeyin' dedikçe ben bu konuları buluyorum ısrarla. Röportaj pekçok yabancı yayın organında yer aldı. Ben yine LA Times'dan okudum ... Konu daha önce Al Jazeera Türkiye'nin web sitesinde de farklı isimler üzerinden ele alınmıştı. **** Afganlar Türkiye'de bulunurken Batı'dan mülteci statüsü bekliyor. Toplam sayıları 14bin dolayında. Sohrab onlardan sadece biri...  Bekleyişleri sürerken hayatta kalmak durumundalar. Karınlarını doyurmanın ve günü geçirmenin dışında orta standartta bir yaşama ulaşacaklarına inanmıyorlar Türkiye'de. Durum d...

Hediye kabul etme ve pozisyon...

Hediye vermeyi sevebilirsiniz. İşimizi kolaylaştıran, bunu yaparken adaletsizliğe yol açmayan, güleryüz gösteren insanlara hediye vermek isteyebiliriz. Bu çikolata da olabilir, bir anahtarlık da olabilir veya farklı birşey de. Bunları alırken ve verirken çekinecek bişey yok.  Kamuda veya özelde bireylere hediye sunarken ve kabulde sıkıntı nerede başlar? Yasal olarak belirtilmiş bir üst rakam değeri sınır olmalı. **** Los Angeles Times'dan bir haber dikkatimi çekti. Su işleri yetkilisine,  bir firmadan kabul ettiği hediyelerin toplam değerinin on katı cezaya hüküm verilmiş. Eyaletin hediye kabulünde üst limit 250$.  Belediyeye bağlı iştirak kurumunda üst düzey bir isim olan  Arthur Aguila r, belirli periyotta toplamda 3495$ değerinde 31 ayrı hediye aldığı için 30.000$ ödeyecek. Aldığı hediyelerin neredeyse on katı. 2009 Ocak'tan 2012 Ekim'e kadar aldığı hediyelerin değeri 3495$. Haksız zenginleşmeye sebep olacak bir rakam veya gelir sözkonusu değil.  Ancak politi...

Özdilek ve kadının özgürlüğü...

Özdilek AVM 2015 için hazırladığı takvimde bir çocuk tarafından çizilmiş bir resme yer verdi. Bu resimde arka safta parmaklıklar ardında kalmış çarşafla örtünmüş kadınlar yer almakta. Aslında şu anki çarşaflı kadınlar hedeflenerek resmedilmiş gibi durmuyor. Zira bu kadınların önünde kırmızı renk ve üzerinde beyaz ayyıldız bulunan bir elbiseyle başka bir kız resmedilmiş. Bu elbise Cumhuriyetin sembolü olan bayrak ile çizilerek, kadınların bu dönemde elde ettikleri haklar ile özgürleşmelerini gösteriyor. Sarışın ve elbiseli kız ile özgür kadını resmetmek bir çocuğun ailesinden veye Kemalist eğitim sisteminden aldığı eğitim ile ilgili bilinçaltını ve algısını göstermekte. Cumhuriyet öncesi dönemlerde ve hala, dinin ve inancın, insanın iradesi ile kabul ettiği bir öğreti olduğunu görmezden gelen çevrelerde, kadına baskı ile örtünme zorunluluğu getirildiği bir gerçek.  Bununla birlikte düne kadar Kemalist laik sistemde iradesi ile örtünen kadına da yasaklar getirildiğini hatırlatmalı. B...

Otizmle tanışan anne ve Change.org

Change.org  son bir yıldır farkına vardığım bir organizasyonun web sitesi. Kendisini 'dünyanın değişim platformu' olarak tanımlıyan bir yapı. Değişmesini istediğiniz bir konuda açacağınız bir kampanya ile sesinizi milyonlara duyurmanız mümkün. Geniş bir elektronik posta ağı ile kampanyanızdan haberder edebileceğiniz bireyleri imza atarak destek vermeye davet edebiliyorsunuz. Sesinizi duyurmak istediğiniz her konuda yetkili muhatabınıza bu şekilde seslenebiliyorsunuz. Hangi ideolojiden olursanız olun, açtığınız kampanya hangi mağduriyeti sone erdirecek bir değişim için olursa olsun sizin gibi düşünen birileri mutlaka vardır. Posta kutuma en son gelen elektronik postada otizmli bir çocuğumuzun özel bir eğitim kurumuna kabul edilmemesi üzerine başlatılmış bir kampanya duyurulmaktaydı. Kampanya, Ozan Barış Şanlısoy ve tüm otizmli çocukların eğitim hakkı için STK'lar ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ortak hazırladığı Otizm ile Mücadele eylem planı taslağının yasal...

Selam vs Ajanlık...

Birkaç gündür Twitter'da bazı isimler AA ve TRT'de çalışmış bazı kişilerin, vakti ile Suriye'de 'şiilik üzerine' aldıkları eğitimi vurguluyor. Bu eğitimi alma tercihlerini, inanca göre yapılmış tercih olarak yaftalıyor. Niyet ve inanç okuyor. Yani 'bunlar şii aslında' demeye çalışarak 'şiilere hizmet eden ajanlık' göndermesinde bulunuyor. 'Buralarda şii alimler yetişir' diyor.  **** TRT ve AA'nın özellikle Arapça yayın da yaptıklarını hatırlatalım. Bu ülkelerde okumuş insanların dil hakimiyeti elbette yayıncılıkta önemli.  Birileri İngiliz ve Alman okullarında okuyup bir yere geldiğinde kimse onların eğitimini sorgulamıyor.  Üstelik bahsedilen arkadaşlardan örneğin CNNTurk'te çalışmış olan da var. Ama bu ifade edilmiyor. Demekki medya sektöründe farklı ideolojiye sahip kurumlarda, bu arkadaşlara, gerek dil bilgileri nedeni ile gerek yurtdışı tecrübeleri nedeni ile ihtiyaç duyulmuş.  **** Bu kişiler daha sonra Milli İstihbarat Teşkilat...