Kayıtlar

CNN muhabirine ajan demek....

Bazen herşeyi, senin aleyhine işletilen bir planın parçaları sanırsın... Bazen ve hatta çoğunlukla, haklı da olabilirsin.  Bir yabancı basın mensubunu ajan olmakla suçlarken, aslında kendi içinde kaynayan kazanı, etrafında kaynayan kazanı dışarı vurmuş olursun bazen...  Başbakan Tayyip Erdoğan böyle şüpheci olmakta haklı... Gelin ortama bir göz atalım... Etrafındaki onca adam koltuk sevdalısı. Erdoğan ile birlikte köşke gitmek istiyor veya Parti'nin başına geçme hayali kuruyor yıllardır. Üç dönem bitiyor diye, koltuk kaygısı yaşayan ekiplerin telaşesi-sıkıntısı heryere yansıyor. Bürokraside inanmış, yetişmiş insan sıkıntısı çekiliyor... Gençler daha inanmış ama tecrübeleri yok. Eskilerin bazılarının tek derdi koltuk. Erdoğan'ın Köşk'e çıkması halinde partinin başına kimin üç döneme takılmadan geçeceği önemli bir konu. Erdoğan muhtemelen diğer yandan, Cumhurbaşkanı olursa, kimi hangi göreve getirmesi gerektiğini düşünüyor. Hangi bakanlarını hangi kadro ile köşke çıkaracak? B...

Faiz indirimi tartışmaları

Merkez Bankası'nın yarım puanlık faiz indirimi kararı Başbakan Erdoğan'ı rahatsız etti. Yetersiz geldi. Bu konuda Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın kurumların bağımsızlığına dikkat çekmesi önemli. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'de böyle düşünüyor. Bu iki isimle Erdoğan'ın arasını açmak isteyenler, fikir ayrılığının çatlak yatatmasını bekleyenler var. Peki hangisi halkın lehine? Faiz yükselişi ve yurtdışından sıcak para girişi orantılı. Doğrudan yatırımcıyı faizin düşük olması olumlu etkiliyor. Ancak enerjimiz ithal. Merkez Bankası doların oynamasını, enflasyonun çıkmasını istemiyor. Dolar artarsa enerji faturları da dar gelirliyi etkileyecek. Ancak faiz artışı büyümeyi olumsuz etkiliyor, yatırım olmayınca istihdam düşüyor. Erdoğan bugüne kadar yüksek büyümeyi sağlamış bir Başbakan olarak, düşük büyüme istemiyor. İstihdam olmayınca düşük enerji faturası neye yarar diye bakıyor ve bunu teferruat olarak görüyor olabilir. Oysa yüksek faiz artışını, Gezi olayları sonrası y...

'Cumhurbaşkanı olmasın da ne olursa olsun'

Şöyle bir tweet okudum: 'Muhalefet liderleri, eğer içinizde biraz vatanseverlik varsa, istifa ederek Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasına engel olursunuz' Muhalefet liderleri muhalefet biçimleri ile fark yaratamıyor... Ancak istifa ederek kaos yaratan bir duruşla mı muhalefette iken yapamadıklarını yapacaklar? Bu da vatanseverlik olacak... İlginç... Yani bir yasaya karşı, bir gidişata karşı, yaptırımı olan bir tepki göstermeye güçleri yetmediği için buna davet edilseler anlayacağım bu çağrıyı... Ama 'X cumhurbaşkanı olmasın' diye olunca bir tuhaf geldi bana...  'Vatanseverseniz istifa edin ve bunu engelleyin' demek ne anlama geliyor? Muhalefet liderleri istifa edince ne olur bir düşünün... Tablo canlandı mı gözünüzde? Vatanseverlik etkili mücadelede direnmektir... Kaçmak da gerekir bazen, ama X şunu olmasın diye değil... 'Hukuk çöktü' diye istife edilse vatanseverliktir, 'yargı siyasallaştı' diye istifa da aynı...  'Halk iradesine ipotek koy...

Demokratik Bölgeler ve PKK demokrasisi...

Devletin elinde kan, örgütün elinde kan... Türkiye'nin bugünü için bölünme tohumları çok önceden atılmış... Halk devlete, halk örgüte kırdırılmış. Derin yaralar açtırılmış... Vatan uğruna  vurulanınki de ana, dağa evladını kurban veren de... Hepsi ağlamış. Hepsi, hepsine sebep olanlara içinden öfkeli belki ama göğsünü dik tutmuş ele... Daha kuruluşun ilk yıllarında onlarca Kürt isyanı olmuş.  Dünden, hamurumuz böyle yoğrulmuş... Gelelim bugüne... Bölgede birkaç gündür Abalı karakolu yapımı protesto ediliyor. Bu nedenle iki asker 'göstericilerce' kaçırıldı. Bu haberler, vatandaşta farklı tepkilere yol açıyor. Kimine göre 'her şey yolundayken' asker kaçırmak iyi niyete işaret etmiyor. Bu ne biçim barış süreci diyorlar... Oysa göstericilerin de kaygısı, kendi ifadelerine göre tam da bu... 'Barış sürecinde karakol yapımını' protesto ediyorlar. Vali'nin bu dönem karakol yapılmayacağı yönünde açıklaması var. Yetkililer ise bölgede son dönemde 22 karakolun kapa...

Ermeni açılımı konjonktürel mi?

Devlet Arşivleri Genel Müdürü açıklama yapmış. '1915 olaylarını incelemek isteyen herkes, Ermeni tarihçiler de dahil gelip araştırma yapabilirler' demiş. Ancak henüz 95 milyon evrağın sadece yarıya yakını tasnif edilmiş durumda.  Son yazımın ardından, Ermenilerin tezlerine karşı tez yönünde yoğun tepkiler aldım. Ben okurlara dünyanın dört bir tarafında karşılaştığım Ermenilerin hikayelerini anlattım. Türkiyedeki köklerini, vatansızlıklarını... Aldığım tepkiler 'vatana ihanet edenin vatan beklentisi olmamalı' yönünde oldu. Oysa duyguları var bu işin. Kim hain, kim çeteci, kim kimle işbirliği yaptı bunu bilmeden genelleme yapmak yanlış.  Ve o yazıda da dediğim gibi, bizim Ermeni ve Kürt olmayan ne hainlerimiz var... Ne işbirlikçilerimiz var... Ayrıca ben olayı tartışmaktan ziyade ABD'de bu konunun neden gündem olduğunu somut gerçeklikler ile izah etmeyi amaçlamıştım daha çok... Yeni gelişmeler oldu. Başbakan Erdoğan'ın 1915'in 99.yıldönümü gelmişken yaptığı so...

Vatansızlık ve 'tarihsel gerçekler'

1915'te Ermenilerin göçe zorlanmasının bu sene 99. yıldönümü... Yüzüncü yıldönümü yaklaşmışken ABD'de Paskalya tatili öncesi dış ilişkiler komisyonundan geçen Ermeni tasarısı, Senato gündemine alınmadı... ABD Dışişleri sözcüsü ile Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarındaki vurgu aynı. Tarihsel gerçeklerin açıklağa kavuşması için Ermenistan ve Türkiye arasındaki protokol süreci sürüyor denildi... 'ABD, Türkiye'ye bu konuyu sopa olarak kullanıyor' yorumu durumu açıklamaz. Baskı unsuru olabilir. Doğrudur. Ancak Türkiye de dahil devletler, dış ilişkilerinde çıkarları için tüm baskı unsurlarını kullanırlar. Bu doğal... Birkaç gündür Los Angeles'tayım. California, Ermeni kökenli Amerikalıların yaşadığı bir eyalet. Cumartesi LA'de Ermenilerin muhiti olarak anılan Glendale'e gittim... Ofislerden tutun bakkala kadar pekçok yerde Ermeni kökenli Amerikalı ile karşılaştım. Bu bölgede, Lübnanlı olduğunu öğrendiğim bir isimle görüşmem vardı. Bu...

ABD oyları merak ediyor...

Hükümetin Fethullah Gülen için ABD ile yaptığı görüşme ve iadesini talep edeceği iddiaları gündemde... ABD başkanı Obama'nın Başbakan Erdoğan'a 'mesaj alındı' deyip demediği son Beyaz Saray açıklaması ile iyice irdelendi.  2004 senesinde Gülen ABD'deydi ve ikametinin uzun statüye geçebilmesi için müracaatı mevcuttu. O dönem Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bu müracaata destek olarak, Gülen'in Türkiye'deki davalardan beraat ettiğine dair belgeleri bir ön yazı ile ABD Dışişlerine ilettiği belirtiliyor. Dönemin büyükelçisi Faruk Loğoğlu bu belgeleri Abdullah Gül'ün talebi üzerine ilettiğini açıkladı. Ancak dosyaları gayrıresmi şekilde Marc Grossman'a ilettiğini ekledi. Buna gerekçe olarak, ABD Dışişleri'nden bir bilgi talebi gelmemiş olmasını gösterdi... Büyükelçi, önyazıda Gülen'in iyi bir din adamı ve eğitimci olduğunun belirtildiğini anımsıyor... Bugün Türkiye'de Gülen cemaatinin heryeri elegeçirdiğini iddia eden ve bu ele geçirmede kandı...