Kayıtlar

MİT düzenlemesi ve gündem

MİT düzenlemesi... MİT yasasında, kuruma istediği yerde dinleme merkezi kurma, bu verileri uzun vadede saklayabilme kısmı eleştirilen ilk konu. Bugüne kadar Başbakan'dan Cumhurbaşkanı'na herkesin dinlendiği bir ülkede, dinlemeler artacak diye hayıflanmak bir hayli politik duruyor. 'Artacak' diye eleştirirseniz, şu anda ki durumun farklı olması gerekmez mi? Bunun hükümeti eleştirmemek için  dile getirildiğini söyleyenler, kendilerinin de şu anki gerçekliğe rağmen sırf hükümeti eleştirmek adına konuştuklarını, içlerinden biliyorlar elbette...  MİT'e yurtıdışı operasyon ve teçhizat yetkisi verilmesi bir diğer konu. Bugün bunu eleştirenler, malum tır olayı olduğunda yasanın değişmesi gerektiğini söylüyorlardı. Dolayısı ile bu gerçekleşmiş oldu. Uygulamaya yasal dayanak sağlandı.  Bunun dışında Oslo sürecinde yaşanan skandal gibi durumları engellemek için örgütler ile müzakere de düzenleniyor. Eğer otuz yıldır terör ile evlatlarını kaybetmiş bir ülke iseniz, şehitlerin k...

Elinde silah olmayan örgüt...

Birilerinin Başbakan Erdoğan'a  sopa gösterdiği açık... Peki ya hukuk? Günlerdir çelişkilerin altından kalkamıyoruz. Altından kalkanlar var. Kesin çizgiler ile bir boyuta zaten inanmış sorgulamadan gidenler.  Samimi sorular var... Günlerdir sorulan... Ve bu yazı bir "sorular yazısı" aslında... Zira doğru soru, doğru cevaplar için başlangıcın olmazsa olmazı. **** Cemaat kullanıldı mı? Bugüne kadar veya referanduma kadar fiilen iktidarına, muktedirliğine şüphe ile bakılan (geç  gelen başörtü düzenlemesi vs nedeni ile) Ak Parti, darbeler ile yüzleşmeyi, cemaat savcıları ve bürokrasisi olduğuna inanılan, yani bugün örgüt denilen yapı olmadan yapabilir miydi? Bu bir koalisyon muydu? Gönüllü bir koalisyon muydu? Eğer öyle ise bu süreç nasıl yürütüldü?  Malum davalarda hukuki itirazlara dair gözardı edici tutuma mecbur kalınmış gibi davranılmasının sebebi ne?  Davalar prensipte haklı ve bugüne kadar müesses nizamın, hukuki zemine taşınmasına izin vermediği s...

Malvarlığı sınavı ve Çiller

1994 yılında Cindoruk Meclis başkanı... Dönemin başbakanı Çiller ile ilgili malvarlığına dair ANAP'ın verdiği araştırma önergesi için Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırıyor... Çiller o dönem yaptığı konuşmasında"Mücadelemizi yaparken bir dizi çıkar grubunun ayağına basıyoruz" diyor. "Bir dizi çıkar grubunun çıkarlarının kapılarını yüzlerine kapatıyoruz. Çamur atmaya kalkışıyorlar...Çıkar gruplarının sesi varmış, bu boruyu öttürürmüş, öttürsünler" diyor... Çiller'in bu salvoya ilk tepkisinin Banker Bilo ile ilgili yolsuzluk haberlerinin medyada çıkan hali ile derlenmesini istemek olduğunu aktarıyor dönemin Başbakanlık müşavirlerinden Mehmet Bican...  Terör ile Sınanmak isimli kitapta ilgili bölümü okuyorum. Bican, Çiller'in Cindoruk'a dair  son onbeş yıla yönelik tarama talimatı verdiğini aktarıyor. 'Milli gelir 230 milyardan 800 milyar dolara ulaştı' diyen Başbakan Erdoğan'ın açıklamaları ise Çiller'in o günki açıklamalarına par...

Operasyon, medya ve dış güçler...

Herkesin kafasındaki yakın vadeli soru belediye seçimlerinin ahvali ... Yolsuzluk soruşturması oylara etki eder mi? Ak Parti tabanında kemikleşmiş oyların bundan etkilenmeyeceği zaten biliniyor. Şmdiye kadar bu tabanın üzerine çıkan oyların sahiplerinde bir kayma olur mu? Konu yolsuzluk ise diğer aday Sarıgül'ün dosyaları kurcalanır mı? Bu sorulara cevap vermek zor. Dalan'ın kaybettiği son seçim sabahından önce Dalan'ı Sürmeli Otel'in saunasında görenler rahatlığına şaşırdıklarını hatırlıyorlar. Birgün sonra herşey bambaşka sonuçlanmıştı. Bu nedenle bu tahminler zor. Topbaş'ın hizmetleri Ak Parti'nin tabanı dışından da oy aldı şimdiye kadar. Üzücü Gezi olaylarındaki sessizliği biraz kınandı. Ancak olayların Başbakan'ın insiyatifinde yürüdüğü bilindiğinden sorumlusu olarak görülmedi.  Kafalardaki bir diğer soru Türkiye'de hükümetleri iktidara kim getiriyor? ABD bu iktidarın fişini çekti mi? Yoksa halkımıza mı bağlı bu işler? Son operasyonda Gülen Cemaati ...

Ukrayna da Rusya mı AB mi kazanır?

Ukrayna'yı hangi güç kontrol edecek?  Ukrayna'nın ekonomisini toparlamak için 18 milyara ihtiyacı var...  Bunun bir kısmı Rusya'ya olan doğal gaz borcu... Bu yardımı Brüksel'in istediği bazı yasal değiklikler taahhüdü ile Avrupa Birliğinden mi yoksa Rusyadan mı alacak? Kriz içinde olduğu her fırsatta yazılan Avrupa'da bu para var mı peki?   işte Ukrayna'da 2015'de yeniden seçilmeyi uman Devlet başkanı Yanukaviç'in istifasını isteyenlerin sokağa çıkma hikayesi burada ivme kazandı. Yanukoviç bir yıl önce 29 Kasım'da Avrupa Birliği ile çeşitli ortaklık ve serbest ticaret anlaşmaları imzalayacağına söz vermişti. Ancak tam üyeliğin gündeme gelmemesi ile bu kararı uygulamaktan vazgeçerek Rusya ile görüşmelerde bulundu. Putin ile Cuma günü Soçi'de buluşmasında bir gümrük birliği anlaşması yapıldığı haberleri alınınca 'Avrupa Birliği standartlarına kavuşmak isteyen' halk pazar günü Kİev'de bağımsızlık meydanına döküldü. Amerika ve batı destek...

Sevdiklerinizi ölmeden sevin...

Dedemin gusulhanede nakil aracından indireceğimiz sırada tabutuna omuz veren aile; cenazesini bayrağa sarmıştı... taş gibiydiler, gururluydular. askerdi belki kaybettikleri yakınları.  ne yapacağım dedim şimdi...Tabutu  bayrağa sarmak  veya ayete sarmak... Bu kararı nasıl veririz, bayrak da Onun için önemliydi ayet de... birini seçmek ise benim için zordu, ancak ayet öbür tarafa göçen bir müslüman için daha önemli olsa gerek dedim ve ayetli örtüye karar verdik... Bayrak daha dünyevi dedim. O bayraklı cenazenin yakınları dedeme omuz verdi gusulhane sırasına tabutu yerleştirirken...Allah onlardan razı olsun. Zira hastaneden iki dirhem bir çekirdek giyinmiş morg görevlileri dedemi arabaya yerleştirmiş ve bize pek  ihtiyaç kalmamıştı ama erkek kardeşim ile hastaneden yani Bağcılar'dan Karacaahmet'e gusulhaneye yaptığımız yolculukta yalnızdık. Cenazeyi ikimiz almıştık. Nakil arabasından gusul sırasına inecekti. Allah rızası için mevtaya bir omuz verelim denili...

Gezi, şiddet ve türban...

Star'da bir haber:  Paşaya Şiddet Sorusu başlığını taşıyor... ''28 Şubat'ta şiddet kullanılmadı'' diyen Genelkurmay harekat daire başkanı paşaya yönelik soruyu aktarıyor. 28 Şubat yargılamasına katılan Cumhuriyet savcısı Kemal Çetin, paşaya bu savunmasının üstüne ''gerekirse silah kullanırız'' manşetini sormuş. Bu açıklama direkt olarak şiddet kullanmak demek değil ... Şiddete başvurmadan, şiddeti metod olarak benimsememiş bir kesimin; hak ve özgürlük mücadelesinin, bu tehdit ile engellendiği bir gerçek. Bu psikolojik şiddet. Bugün Gezi olaylarından örnek verelim. Gezi'ye park yapılmasın diyenlere, ilk sabah müdahalesi ile şiddet uygulanmıştı. Elbette  park yapılması kararı ile bireysel hak ve özgürlüklere mani olmak aynı şey değil. Şahsen Gezi'de AVM olmasını istemeyen biri olarak, 28 Şubat döneminde yapılanlardansa; Gezi'ye park yapılmasını sineye çekebilirim. Ve her koşulda 'park yapılmasın' diyenlere şidde...