Kayıtlar

''BURAK HÜSEYİN'' E RAKİP ADAYLAR

55 yaşında 5 çocuk annesi bir kadın. Eşi vergi hukuku okuması için kendisini yönlendirmiş ama o kendini eşine admış. Çünkü Tanrı’nın eşinize itaatkar olun, mülayim olun dediğine inanıyor. ABD 2012 Başkanlık seçimlerinin olası muhafazakar adayı Çay Partisi yöneticisi Michele Bachmann ’dan söz ediyorum. Iowa’lı Bachmann’ın dini görüşleri tartışılıyor Amerika’da. Kendisini İncil’e ve İsya sağlam bağlar ile bağlı bir Protestan olarak tanıyoruz. Dini görüşlerinin, politik felsefesini şekillendirdiğini biliyoruz.   Vergilere yaklaşımı farklı, gay evliliklere karşı. Düşüncelerinin fikir babası Francis Schaffer . Schaeffer’e baktığımızda ise Tek Tanrı inancını şiddetle savunmuş olduğu görülüyor. Öyle hassas ki, hümanizm kavramına dahi, her şeyin merkezine Yaratıcı Allah’tan çok insanı koyduğu gerekçesi ile karşı. Ayrıca dinin, hayatın sosyal politik biyolojik alanlarında yeterli olacağı görüşünde. Evet Michele Bachmann’ın hocası, din ve devlet işlerinin ayrılması konusunun da bir yalan...

TÜRKİ CUMHURİYETLER VE ERMENİSTAN'DAN ÖĞRENCİLER

  Yabancı öğrenciler harç sıkıntısı ile karşı karşıya olduklarını söylüyor. Devlet okullarında okumalarına rağmen ödedikleri harç ortalama 7000TL yi buluyormuş. Okula göre fiyat değişiyor. Evet bu Doğu Avrupa ülkeleri devlet üniversitelerinde bir dönem ücretine tekabül ediyor. Bu açıdan bakarsak ücretlendirme normal. Türkiye’deki yabancı öğrencilerin gelir düzeyi düşük ülkelerden olması da bu fiyat belirleme de önemli değil. Tabii ki gelir düşeyi düşük öğrencilerden yüksek gelir toplanması hedefinden önce gelir düzeyi yüksek gelişmiş ülkelerin de üniversitelerine rağbet ettiği bir ülke olmalı. Bu konuya dair eleştirilecek iki nokta var o da harç belirlenmesinin 2011 yılında üniversiteye bırakılması ile birden gerçekleşen artış. Bu artışlar ilk gelecek öğrencilerin ödeyeceği miktarı bilerek karar vermesi durumu dışındakileri mağdur etmiştir. Çünkü gelecek beş veya örneğin tıp için on yıl belirli bütçeler ile buraya gelmiş dar gelirli yabancı öğrenciler yarı yolda kalmıştır. Bu y...

TUNCEL İŞ BAŞINDA

20.06.2011 Polise tokat attığında mazlumun yanında yer aldı diye bir sempati oluşmuştu ilk etapta. Tahrik amaçlı bir artistlik olduğu fikri ise bir an ürpertti akabinde. Milliyetçiliği tetikleyip ortamı gerecek bir tahrik girişimi. Polis düşmanı asla değilim. Ama insanlara zulüm varken zalime sessiz de kalınmamalı. Yanlış anlaşılmak istemem, kabadayılığı, delikanlılık ayaklarını hiç sevmem hatta tiksinirim. Ama bu olayda, komiserin sessiz kalışı ile Tuncel'in kontrol edemediği öfkesi arasında kalmış ve yargılamamıştım. Yapılanları da onaylamadım tabii. Sabahat Tuncel'in New York Times'da yayınlanan makalesini okuyana kadar böyle geçti. Dün Fatih Çekirge'de kaleme aldı. Hislerini tarif ederken bende oluşan duyguları aktardığını fark ettim. Tuncel yeni Anayasa sürecine katılma isteklerini anlatıp kısaca  ' 'bunlar olmazsa şiddet başlar '' demeye getirmiş. Dedikleri makul bence o ayrı. Yani ''Demokratik haklarımızı herkes kadar eşit yer al...

ÇOK EŞLİLİK, DİNLER VE BİREYSEL HAKLAR

Hacettepe Üniversitesi'nin Şubat ayında yayınladığı araştırmaya göre Türkiye'de 187 bin evli kadın, kocalarının tek eşi değil. Ancak davranış bilimleri uzmanı Sibel Üresin bu veriyi geçtiğimiz günlerde ‘’çok eşlilik yasal olsun, mağduriyet bitsin’’ diye değerlendirince ortalık yeniden karıştı. Üresin’in ‘’dayak yemenizin nedeni çeneleriniz’’ gibi söylemleri de çok tartışıldı. Bir tarafta kadın hakları ve cinsiyet eşitliği diyenler var. Kadın ile erkeğin doğasının aynı olmadığına inananlar, işin içinde çocuk sahibi olma ve çocuğun babası kavramları gibi farklar olduğunu vurguluyor. Kadınların tek ve ideal bir eş arayışı ile mutluluk peşinde oldukları biliniyor.           Diğer yanda İslamiyet'i ‘’bu işi icad eden, yasakken izin veren’’ çağdışı zihniyet olarak görmekte, dinler tarihi ve tüm kutsal kitapları bilmemekten kaynaklanıyor.   İslamiyet'e en yakın iki din olan Hıristiyanlık ve Musevilik inançlarının temelinde   de çok eşlil...

NEW YORK'TAN İKİ PARTİLİ SİSTEME BAKIŞ

Resim
Başbakan Erdoğan'ın iki partili sisteme dair görüşleri Amerika'da yankılandı. Amerika'da derken Amerika'da yaşayan Türkler arasında. Burda bazı Türk arkadaşlar uzakta olmanın verdiği özlem ile Türkiye gündemini çok iyi takip ediyorlar. Bu kişiler Amerikan kültürüne uyum sağlamış, 30- 40 yıldır burda olan insanlar. Kiminin eşi Amerikalı. Ancak kendileri bir o kadar Türk kaldıklarını zaman zaman vurgulamak istiyorlar. Daha çok ilgililer Türkiye ile. Türkiye'nin gündemi ile. Geçen akşam böyle bir grupla Manhattan'da iki sene kadar önce açılmış Hancı'da biraraya geldik.Hilton'un aşçısı Yakup Bey, esnaf lokantasını andıran sadelikte hoş bir restoran açmış. Zeytinyağlı Pırasa, patlıcan közleme süperdi. Balıkta aynı şekilde. Balıktan sonra künefe yenir mi, ben yedim. Bir tek onu beğenmedim. Velhasıl sonradan Yakup Bey'de bizim masaya katıldı.  Benim çok sevdiğim dostlarım ve onların dostları diyelim. Konu elbette geldi siyasete dayandı. Masanın ge...

GÜLEFER HANIM'IN AK PARTİ ADAYLIĞI...

Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin hayatını kaybetmesi üzerine Devlet Denetleme Kurulu'nun,  bazı şüpheleri destekleyen bir rapor ortaya koyduğuna dikkat çekiyor. Katıldığı televizyon programlarında, vefata dair bu şüphelerin aydınlatılması konusunda mücadelesinin süreceğini ifade ediyor. En son Samanyolu Haber'de izledim. Sunucu Gülefer Hanım'a elim kaza ile ilgili DDK raporunu sorduktan sonra ''seçimler yaklaşıyor, adaylığınız sözkonusu mu'' diye sordu. Gülefer Yazıcıoğlu'nun o anki yüz iafedesini dondurup dondurup tekrar seyrettim. Milletvekillliği ile ilgili soruyorsunuz herhalde derken ki anı özellikle... Bir tarafta elim bir kaza, kazada ciğerleri parçalayan soru işaretleri, hanımefendinin yüreğinde sevdiği eşini kaybetmenin sızısı varken, kendine yakışan cevabı veriyor. Düşünmüyorum, gündemimde sadece kazayı tekip ve aydınlatmak var ... Belliki bu soruya hazır. Gönlünden eşinin mirasını taşımak geçiyorsa da şu an böyle...

-ALMAN BASININDA TÜRK DIŞ POLİTİKASI...

Türk medyasında yorumcuların yeni trendi, daha çok dış politika yorumu yapmak. Türkiye gerçekten büyük bir küresel aktör olma yolunda ilerliyor mu, dünya basınında Türkiye'nin arabuluculuk faaliyetleri nasıl yorumlanıyor sürekli tartışılıyor. Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu ve ekibinin politikaları irdeleniyor. Bir ara dış basında sürekli Türkiye'nin eksen kayması yorumları pompalandı.Türkiye'de de bu yorumlar üzerinden yüzümüzü Doğu'ya döndüğümüz çok yazıldı. Bugün ise Star gazetesinde Yağmur Atsız Alman gazetelerinden birinde İran'ın nükleer çalışmalarının dünyaya verdiği rahatsızlık konusunda Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerinin küçümsenmeye çalışıldığını vurguladı. (Yağmur Atsız'ın ''dilencilere ve hödüklere dair'' yazısı için tıklayınız) Frankfurter Allgemeine Zeitung, İran'ın Nükleer Kapasitesi konulu toplantıyı düzenlemek için, Türkiye'nin yalvardığı-dilendiği  ifadesine yer verdi. Değişen uluslararası ilişk...